Siyah beyaz Fender tarzı bas gitar fotoğrafı, bas gitar sevgisi ve müzikte görünmeyenlerin değeri

Bas gitar sevgisi ve müzikte görünmeyenlerin değeri

Yıllar içinde fark ettim: Bir şarkıyı dinlerken kulağım hep önce basa gidiyor. Nedenini ise uzun süre anlamamıştım. Belki de cevap hep oradaydı, ben henüz bakmayı öğrenmemiştim.

Sonra geriye dönüp baktığımda, meğer çocukluğumdan beri aynı şeyin peşinden gidiyormuşum.

Müzik dinlemeye başladığımızda önce vokali duyarız.
Sonra gitarı.
Sonra davulu.
Bası duymak ise biraz emek ister.

Çünkü bas, şarkının görünen yüzünde değil; hissedilen katmanındadır.

Hayatta da öyle değil midir? Çoğu zaman sonucu görür, süreci kaçırırız.

Şarkılardaki bas gitarı duymaktan aldığım keyif, zamanla müziği katman katman dinlemeyi öğretti. Sonrasında ne dinlersem dinleyeyim hep bu lezzetin peşinden gittim.

Bir şarkıyı sevmiş olabilirsiniz; ama bir gün fark ettiğiniz küçük bir detay size bambaşka bir pencere açar. Bas gitarın davulla kurduğu ilişkiyi, gitarların arasına nasıl yerleştiğini ya da bütün grubu nasıl taşıdığını duymaya başladığınızda aynı şarkı bir anda yeniden keşfedilmiş gibi gelir.

Sanıyorum İngilizcede “groove” denilen şey biraz da bu. Tek tek enstrümanlardan değil, hepsinin birlikte yarattığı o akıştan aldığımız tat.

Bas dinleme sevgisi nasıl başladı?

Bas gitar sevgimin ilk izlerini galiba Özkan Uğur’a borçluyum. Çocukluğumda MFÖ‘de herkes Mazhar ile Fuat‘ı konuşurdu. Bense Özkan Uğur’un gruba başka bir şey kattığını düşünürdüm. O yıllarda bunun müzikal karşılığını bilmesem de bir şey beni ona çekiyordu.

Sony MegaBass Walkman, 1990'lı yıllarda taşınabilir müzik dinleme cihazı

Müzik setlerinin ekolayzer ayarlarını kurcalamayı marifet bildiğimiz zamanlarda, ben hep basları biraz daha belirgin hale getirmeye çalışırdım. O dönem her gencin en kıymetli hazinesi walkman’iydi. Babamla Doğubank’tan aldığımız ilk Sony Walkman’ime sırf MegaBass özelliği var diye daha fazla para verdiğimizi hatırlıyorum. O yıllardan kulağım basın peşindeymiş.

Bası gerçekten dinlemeyi öğrenmem ise takip eden yıllarda oldu.

Uzun yıllardır bas çalan çocukluk arkadaşım Cem Karal sayesinde Iron Maiden dinlemenin başka bir boyutunu keşfetmiştim. Üniversiteye yeni başladığımız yıllardı. O güne kadar ben de birçok arkadaşım gibi vokalleri, gitarları ve soloları takip ediyordum. Sonra bir gün Steve Harris‘in baslarını duymaya çalışmaya başladım. Sanki yıllardır bildiğim bir şehrin gizemli arka sokaklarını ilk kez keşfetmiş gibi hissettim. Aslında şarkılar aynıydı ama bana bambaşka bir his veriyordu. Iron Maiden‘ı bir daha da hiç düpedüz dinleyemedim.


Benzer bir farkındalığı yıllardır büyük keyifle dinlediğim The Police ve Sting‘de yaşadım. Uzun süre onları neden bu kadar sevdiğimi tam açıklayamadım. Bir gün Walking on the Moon‘u dinlerken kulağımı sadece basa verdim. O ana kadar yüzlerce kez dinlediğim şarkının içinde yeni bir katman açılmış gibiydi. Meğer yıllardır beni içine çeken şey, şarkının iliklerine kadar işleyen o bas akışıymış. Benim Sting hikâyem de biraz böyle şekillendi.

The Police grubu sahnede, Sting bas gitar çalarken

Bas tınılarının görünmeyen gücü

Bir şarkıda en çok dikkat çeken kişi çoğu zaman vokalisttir. Alkışı o alır, sahnenin merkezinde o vardır. Dinleyici de şarkıyla ilk bağı çoğu zaman sözler üzerinden kurar. Ama şarkının altında görünmeden çalışan başka bir yapı vardır. Bas gitar çoğu zaman o yapının temel taşıdır. O taş tüm yapının bir arada durmasını sağlar.

Basın müzikteki rolü bana çalışma hayatında karşılaştığım bazı insanları hatırlatıyor. Mesela tersanede yıllarca birlikte çalıştığım iyi ustabaşılar. Törenlerde, kontratlarda, tanıtımlarda onları pek göremezsiniz. Toplantılarda uzun konuşmaları onlar yapmaz; başarı hikâyelerinin görünür kahramanları da değildirler. Ama bir iş aksadığında, bir sorun çıktığında ya da herkesin dönüp birbirine baktığı anlarda gözler çoğu zaman onları arar.

Kontrbas ya da bas gitar da biraz böyledir.

Yanlış çalındığında herkes fark eder. Doğru çalındığında ise çoğu kişi onu farkında değildir bile. Ama bası çıkardığınızda şarkının ruhunu da söker atarsınız.

Şarkının Pusulası

Zamanla basla kurduğum ilişkinin sadece müzikle ilgili olmadığını fark ettim. Değerlerimiz gibi mesela. Hayatımızı yönlendiren şeyler çoğu zaman görünmez. Günlük koşuşturma içinde onları pek düşünmeyiz. Ama kararlarımızın, ilişkilerimizin ve yönümüzün altında hep onlar vardır. Bası çekip aldığınızda sadece bir enstrüman eksilmez, şarkının pusulası da kaybolur. Değerler de böyledir.

Paul McCartney‘den Sting‘e, Steve Harris‘ten Marcus Miller‘a, Gürol Ağırbaş‘tan Ozan Musluoğlu‘na kadar pek çok müzisyeni bu sevdayla dinledim. Her biri bana müziğin başka bir yönünü gösterdi.

Ron Carter’a uzanan yolculuk

Son zamanlarda YouTube’da Rick Beato‘nun programlarını izlerken de bu hissi yeniden yaşadım. Yıllardır bildiğim bir şarkıda daha önce hiç fark etmediğim bir ritim, bir armoni ya da bir geçişle karşılaşmak çok keyifli oluyor.

Bas yolculuğumun en özel anlarından biri, New York’taki Blue Note Jazz Club‘da Ron Carter‘ı canlı dinlemek oldu. Çocukluğunda MegaBass’li walkman peşinde koşan biri için, caz tarihinin yaşayan en büyük kontrbas ustalarından birini birkaç metre öteden izlemek tarif etmesi zor bir deneyimdi. O anlarda çocukluğumdaki MegaBass meraklısı hâlimle göz göze gelmiş gibiydim. O walkman’in kulaklıklarından duyduğum basların peşinden giderken, yıllar sonra New York’ta Ron Carter‘ı dinleyeceğimi elbette bilemezdim.
Konser sonrası ailecek fotoğraf çektirme fırsatı bulduğumuzda kendimi tutamayıp “Biz İstanbul’dan geliyoruz, sizi çok seviyoruz” demiştim. Muhtemelen bunu söyleyen ilk kişi değildim ama o an benim için özeldi.

Bugün de hâlâ yeni bir şarkı dinlerken çoğu zaman önce basa kulak kesiliyorum.
Sanırım bu sadece müzik meselesi değil.

Yaş aldıkça insanın dikkati sahnenin ortasında duranlardan çok, sistemi sessizce ayakta tutanlara kayıyor.

Çünkü hayatın da müziğin de yükünü çoğu zaman görünmeyenler taşıyabiliyor.

Bir Cevap Yazın

Ben Sinan Kavala

Hoş Geldiniz…

Sosyal Medya

Sinan Kavala sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin